Yatırım 101 - Güçlü Büyüme Faiz Baskısını Ağırlaştırıyor
infoAbout This Title
Günaydın, bugünlük bültenimizde şu başlıklar olacak: yeniden yükselen petrol, yüzde 5’in üzerine yerleşen ABD tahvil faizleri, ECB’nin enerji enflasyonuna yaklaşımı, dolar ve değerli metallerdeki sert fiyatlama ve Borsa İstanbul’da devam eden fon kaynaklı satış baskısı.
Küresel piyasalarda ana hikaye değişmedi ancak baskı biraz daha ağırlaştı. Petrol yükseliyor, tahviller satılıyor ve uzun vadeli faizler son yirmi yılın zirvelerine yaklaşıyor. Hisse senetleri güçlü büyüme ve şirket karlarıyla direnmeye çalışsa da özellikle yüksek değerlemeli teknoloji hisselerinin faiz hassasiyeti giderek artıyor. Piyasa bir taraftan büyümeyi satın alırken diğer taraftan bu büyümenin getireceği daha yüksek faiz faturasını hesaplıyor.
Petrol yeniden öndeBrent dün 101 doların üzerini gördükten sonra görüşmelerin devam ettiği haberleriyle 99 dolar civarına geriledi. Bu sabah ise yeniden yukarı yönlü bir eğilim var.
Trump yönetiminin İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kısa sürede yeniden açmasını öngören öneriyi reddetmesi, yakın vadeli anlaşma beklentisini zayıflattı. Taraflar arasındaki temas sürüyor ancak henüz kalıcı bir uzlaşma yok.
Burada dikkat çekici nokta, Orta Doğu’nun petrol ihracatı savaşın başlangıcından bu yana en yüksek seviyelere çıkmasına rağmen fiyatın yüksek kalması. Piyasa bugünkü varil sayısından çok yarın bu sevkiyatların devam edip etmeyeceğini fiyatlıyor.
Bundan sonra sözlü açıklamalardan çok üç somut gelişme önemli olacak: Hürmüz’den geçen tanker sayısının kalıcı biçimde artması, İran’ın nükleer denetime ilişkin vereceği tavizler ve ABD’nin gerçekten yaptırım muafiyeti yayımlaması. Bunlardan biri gerçekleşmeden petroldeki geri çekilmeler kırılgan kalabilir.
Bir not da fiyat ekranları için. Eylül sonuyla birlikte Brent kontratlarında vade geçişi yaşandığı için farklı platformlarda 106-107 dolar ile 99-100 dolar gibi farklı rakamlar görülebilir. Petrolü yorumlarken aynı vadeli kontratı karşılaştırmak gerekiyor.
Tahvil faizlerinde baskı büyüyorABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5,25 civarında, 30 yıllık faiz ise yüzde 5,50’nin üzerinde. Uzun vadeli faizlerdeki hareket artık yalnız Fed beklentisiyle açıklanamıyor.
Güçlü büyüme, yüksek petrol, yoğun Hazine arzı ve yatırımcıların uzun vadeli borç vermek için istediği ek prim aynı anda faizleri yukarı taşıyor. Ekim toplantısında yeni bir Fed artırımı ihtimali de yüzde 70 civarına yaklaşmış durumda. Doların iki ayın zirvelerine çıkmasının arkasında da aynı kombinasyon var.
Buradaki kırılganlık basit. Güçlü ABD ekonomisi şirket karları açısından olumlu ancak Fed’in daha fazla sıkılaşmasını da kolaylaştırıyor. Yüzde 5’in üzerindeki tahvil faizi kalıcı hale gelirse hisse senetlerinde özellikle yüksek çarpanların yeniden sorgulanması kaçınılmaz hale geliyor.
Bugün ABD’de JOLTS açık iş sayısı ve tüketici güveni bu denge açısından önemli olacak. Güçlü iş gücü ve tüketim verileri tahvil faizlerini daha da yukarı taşıyabilir.
ECB ölçülü kalıyorECB Başkanı Christine Lagarde’ın mesajı Fed’e kıyasla daha ölçülü. Lagarde, Euro Bölgesi enflasyonunun yüzde 3’ün üzerine çıktığını ve enerji nedeniyle daha da yükselebileceğini kabul ediyor. Ancak petrol şokunun henüz ücretlere ve kalıcı fiyatlama davranışına güçlü biçimde yayılmadığını vurguluyor.
Bu ayrım önemli. ECB enerji fiyatının kendisinden çok ikinci tur etkilerine bakıyor. Petrol yükselir ancak ücretler ve hizmet enflasyonu kontrol altında kalırsa hızlı bir faiz artırım serisine ihtiyaç duymayabilir.
Bu nedenle piyasanın önümüzdeki bir yılda çok sayıda yeni ECB artırımı fiyatlamasına Lagarde mesafeli duruyor. Ekim ayında bekleme, enerji baskısı sürerse yıl sonuna doğru yeniden değerlendirme ihtimali daha güçlü görünüyor.
Dolar ve altınDolar endeksi 101’in üzerinde ve yaklaşık iki ayın en güçlü bölgesinde. Euro/dolar 1,14’ün altında kalmaya devam ediyor.
Fed’in ek sıkılaşma ihtimali korunurken ECB daha ölçülü kalırsa faiz farkı dolar lehine çalışmaya devam edebilir.
Altın tarafında ise satış belirgin. Ons fiyatı 4.100 doların biraz üzerinde ve son haftaların en düşük bölgesinde. Jeopolitik risk normal şartlarda altını desteklemeli ancak şu anda güçlü dolar ve hızla yükselen reel faizler daha baskın.
Benzer satış gümüş, platin ve paladyumda da görülüyor. Faiz getirisi sunmayan varlıkların karşısında yüzde 5’in üzerinde dolar faizi bulunduğu sürece güvenli liman talebi tek başına
yeterli olmayabilir.
Asya ve ÇinAsya piyasaları karışık. Japonya tarafında hisse piyasası dirençli kalırken Çin ve bölgenin geri kalanında daha zayıf bir görünüm var.
Çin’de sanayi şirketlerinin ocak-ağustos karı yıllık yüzde 15,7 arttı ancak sektörler arasındaki ayrışma çok güçlü. Elektronik ve ileri teknoloji tarafında karlar yükselirken otomotiv, elektrikli makine ve özellikle demir-çelikte ciddi düşüşler var.
Dolayısıyla Çin’de teknoloji ve ihracat kapasitesi güçlü, fakat bu güç ekonominin geneline yayılmıyor. Yarın açıklanacak PMI verileri bu ayrışmanın devam edip etmediğini gösterecek.
Borsa İstanbulBIST 100 haftaya yüzde 2,38 düşüşle başladı ve 12.592,76 puandan kapandı. Bankalar yüzde 0,89 gerilerken holding endeksindeki kayıp yüzde 3,31’e ulaştı.
Büyük ve likit hisselerin daha sınırlı düşmesi endeksi bir miktar tutuyor ancak piyasanın geri kalanında satış baskısı daha güçlü. Fon tasfiyeleri altı aya yayılmış olsa da satılması gereken varlıkların piyasada alıcı bulması gerekiyor.
Türkiye’nin beş yıllık CDS’inin 250 baz puanın üzerine çıkması da önemli. Bu hareket yalnız Borsa İstanbul’daki satışın değil, Türkiye risk primindeki yükselişin de dış yatırımcı fiyatlamasına girdiğini gösteriyor.
Endeksin 15.205 seviyesindeki son zirvesinden kaybı yaklaşık yüzde 18’e ulaşmış durumda. Bu nedenle daha aşağı seviyelerde tepki alımları görmek şaşırtıcı olmaz. Ancak fon kaynaklı satışlarda yalnızca “ucuzladı” demek dönüş için yeterli değil.
Normalleşme açısından dört göstergeyi birlikte izlemek daha anlamlı: taban olan hisse sayısının azalması, BIST 100 dışındaki hisselerde piyasa genişliğinin iyileşmesi, bankaların endeksten olumlu ayrışması ve CDS’in önce 250, ardından 240 baz puanın altına gerilemesi.
Fon tarafıYetkili kurumların verdiği mesaj, fon piyasasındaki sorunun finansal sistem geneline yayılmış sistemik bir kriz olmadığı yönünde. Fon yatırımcılarının haklarının korunması ve likidite tedbirlerinin devam edeceği de vurgulanıyor. Reuters’ın aktardığı son gelişmelerde 46 şirket üzerindeki mal varlığı tedbirlerinin kaldırıldığı ancak soruşturmanın devam ettiği belirtiliyor.
Tasfiyenin altı aya yayılması hızlı ve kontrolsüz satış ihtiyacını azaltıyor. Ancak bu durum satılması gereken hisselerin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Bu nedenle likiditesi düşük hisselerde baskının tamamen bitmesi zaman alabilir.
Günün ajandasıYurt içinde eylül ayı Ekonomik Güven Endeksi ve bankacılık sektörünün ağustos bilançosu takip edilecek. Bankalarda net faiz marjı, takipteki alacaklar, karşılıklar ve sermaye yeterliliği önemli olacak.
Küresel tarafta ABD JOLTS açık iş sayısı ile tüketici güveni öne çıkıyor. Avustralya Merkez Bankasının faiz kararı da küresel sıkılaşmanın ne kadar yaygınlaştığını görmek açısından takip edilecek.
Akşam Micron bilançosu özellikle teknoloji tarafında önemli. Şirketin bellek çipi talebi ve ileriye dönük beklentileri, yapay zeka yatırımlarının yarı iletken sektöründeki büyümeyi ne kadar desteklemeye devam ettiğini gösterecek.
KapanışBu sabah piyasanın denklemi oldukça net. Petrol yükseldikçe enflasyon endişesi, güçlü büyüme sürdükçe faiz baskısı artıyor. Hisse senetleri şimdilik güçlü kar beklentileriyle direniyor ancak tahvil faizlerinin yüzde 5’in üzerinde kalıcılaşması bu dengeyi giderek zorlaştırıyor.
Türkiye tarafında ise küresel faiz ve petrol baskısına fon kaynaklı satışlar ve yükselen CDS ekleniyor. BIST’te kalıcı rahatlama için yalnız endeksin tepki vermesi değil, satışın piyasanın genelinde belirgin biçimde zayıflaması gerekiyor.
Herkese güzel bir gün dilerim.
Günaydın, bugünlük bültenimizde şu başlıklar olacak: yeniden yükselen petrol, yüzde 5’in üzerine yerleşen ABD tahvil faizleri, ECB’nin enerji enflasyonuna yaklaşımı, dolar ve değerli metallerdeki sert fiyatlama ve Borsa İstanbul’da devam eden fon kaynaklı satış baskısı.
Küresel piyasalarda ana hikaye değişmedi ancak baskı biraz daha ağırlaştı. Petrol yükseliyor, tahviller satılıyor ve uzun vadeli faizler son yirmi yılın zirvelerine yaklaşıyor. Hisse senetleri güçlü büyüme ve şirket karlarıyla direnmeye çalışsa da özellikle yüksek değerlemeli teknoloji hisselerinin faiz hassasiyeti giderek artıyor. Piyasa bir taraftan büyümeyi satın alırken diğer taraftan bu büyümenin getireceği daha yüksek faiz faturasını hesaplıyor.
Petrol yeniden öndeBrent dün 101 doların üzerini gördükten sonra görüşmelerin devam ettiği haberleriyle 99 dolar civarına geriledi. Bu sabah ise yeniden yukarı yönlü bir eğilim var.
Trump yönetiminin İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kısa sürede yeniden açmasını öngören öneriyi reddetmesi, yakın vadeli anlaşma beklentisini zayıflattı. Taraflar arasındaki temas sürüyor ancak henüz kalıcı bir uzlaşma yok.
Burada dikkat çekici nokta, Orta Doğu’nun petrol ihracatı savaşın başlangıcından bu yana en yüksek seviyelere çıkmasına rağmen fiyatın yüksek kalması. Piyasa bugünkü varil sayısından çok yarın bu sevkiyatların devam edip etmeyeceğini fiyatlıyor.
Bundan sonra sözlü açıklamalardan çok üç somut gelişme önemli olacak: Hürmüz’den geçen tanker sayısının kalıcı biçimde artması, İran’ın nükleer denetime ilişkin vereceği tavizler ve ABD’nin gerçekten yaptırım muafiyeti yayımlaması. Bunlardan biri gerçekleşmeden petroldeki geri çekilmeler kırılgan kalabilir.
Bir not da fiyat ekranları için. Eylül sonuyla birlikte Brent kontratlarında vade geçişi yaşandığı için farklı platformlarda 106-107 dolar ile 99-100 dolar gibi farklı rakamlar görülebilir. Petrolü yorumlarken aynı vadeli kontratı karşılaştırmak gerekiyor.
Tahvil faizlerinde baskı büyüyorABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5,25 civarında, 30 yıllık faiz ise yüzde 5,50’nin üzerinde. Uzun vadeli faizlerdeki hareket artık yalnız Fed beklentisiyle açıklanamıyor.
Güçlü büyüme, yüksek petrol, yoğun Hazine arzı ve yatırımcıların uzun vadeli borç vermek için istediği ek prim aynı anda faizleri yukarı taşıyor. Ekim toplantısında yeni bir Fed artırımı ihtimali de yüzde 70 civarına yaklaşmış durumda. Doların iki ayın zirvelerine çıkmasının arkasında da aynı kombinasyon var.
Buradaki kırılganlık basit. Güçlü ABD ekonomisi şirket karları açısından olumlu ancak Fed’in daha fazla sıkılaşmasını da kolaylaştırıyor. Yüzde 5’in üzerindeki tahvil faizi kalıcı hale gelirse hisse senetlerinde özellikle yüksek çarpanların yeniden sorgulanması kaçınılmaz hale geliyor.
Bugün ABD’de JOLTS açık iş sayısı ve tüketici güveni bu denge açısından önemli olacak. Güçlü iş gücü ve tüketim verileri tahvil faizlerini daha da yukarı taşıyabilir.
ECB ölçülü kalıyorECB Başkanı Christine Lagarde’ın mesajı Fed’e kıyasla daha ölçülü. Lagarde, Euro Bölgesi enflasyonunun yüzde 3’ün üzerine çıktığını ve enerji nedeniyle daha da yükselebileceğini kabul ediyor. Ancak petrol şokunun henüz ücretlere ve kalıcı fiyatlama davranışına güçlü biçimde yayılmadığını vurguluyor.
Bu ayrım önemli. ECB enerji fiyatının kendisinden çok ikinci tur etkilerine bakıyor. Petrol yükselir ancak ücretler ve hizmet enflasyonu kontrol altında kalırsa hızlı bir faiz artırım serisine ihtiyaç duymayabilir.
Bu nedenle piyasanın önümüzdeki bir yılda çok sayıda yeni ECB artırımı fiyatlamasına Lagarde mesafeli duruyor. Ekim ayında bekleme, enerji baskısı sürerse yıl sonuna doğru yeniden değerlendirme ihtimali daha güçlü görünüyor.
Dolar ve altınDolar endeksi 101’in üzerinde ve yaklaşık iki ayın en güçlü bölgesinde. Euro/dolar 1,14’ün altında kalmaya devam ediyor.
Fed’in ek sıkılaşma ihtimali korunurken ECB daha ölçülü kalırsa faiz farkı dolar lehine çalışmaya devam edebilir.
Altın tarafında ise satış belirgin. Ons fiyatı 4.100 doların biraz üzerinde ve son haftaların en düşük bölgesinde. Jeopolitik risk normal şartlarda altını desteklemeli ancak şu anda güçlü dolar ve hızla yükselen reel faizler daha baskın.
Benzer satış gümüş, platin ve paladyumda da görülüyor. Faiz getirisi sunmayan varlıkların karşısında yüzde 5’in üzerinde dolar faizi bulunduğu sürece güvenli liman talebi tek başına
yeterli olmayabilir.
Asya ve ÇinAsya piyasaları karışık. Japonya tarafında hisse piyasası dirençli kalırken Çin ve bölgenin geri kalanında daha zayıf bir görünüm var.
Çin’de sanayi şirketlerinin ocak-ağustos karı yıllık yüzde 15,7 arttı ancak sektörler arasındaki ayrışma çok güçlü. Elektronik ve ileri teknoloji tarafında karlar yükselirken otomotiv, elektrikli makine ve özellikle demir-çelikte ciddi düşüşler var.
Dolayısıyla Çin’de teknoloji ve ihracat kapasitesi güçlü, fakat bu güç ekonominin geneline yayılmıyor. Yarın açıklanacak PMI verileri bu ayrışmanın devam edip etmediğini gösterecek.
Borsa İstanbulBIST 100 haftaya yüzde 2,38 düşüşle başladı ve 12.592,76 puandan kapandı. Bankalar yüzde 0,89 gerilerken holding endeksindeki kayıp yüzde 3,31’e ulaştı.
Büyük ve likit hisselerin daha sınırlı düşmesi endeksi bir miktar tutuyor ancak piyasanın geri kalanında satış baskısı daha güçlü. Fon tasfiyeleri altı aya yayılmış olsa da satılması gereken varlıkların piyasada alıcı bulması gerekiyor.
Türkiye’nin beş yıllık CDS’inin 250 baz puanın üzerine çıkması da önemli. Bu hareket yalnız Borsa İstanbul’daki satışın değil, Türkiye risk primindeki yükselişin de dış yatırımcı fiyatlamasına girdiğini gösteriyor.
Endeksin 15.205 seviyesindeki son zirvesinden kaybı yaklaşık yüzde 18’e ulaşmış durumda. Bu nedenle daha aşağı seviyelerde tepki alımları görmek şaşırtıcı olmaz. Ancak fon kaynaklı satışlarda yalnızca “ucuzladı” demek dönüş için yeterli değil.
Normalleşme açısından dört göstergeyi birlikte izlemek daha anlamlı: taban olan hisse sayısının azalması, BIST 100 dışındaki hisselerde piyasa genişliğinin iyileşmesi, bankaların endeksten olumlu ayrışması ve CDS’in önce 250, ardından 240 baz puanın altına gerilemesi.
Fon tarafıYetkili kurumların verdiği mesaj, fon piyasasındaki sorunun finansal sistem geneline yayılmış sistemik bir kriz olmadığı yönünde. Fon yatırımcılarının haklarının korunması ve likidite tedbirlerinin devam edeceği de vurgulanıyor. Reuters’ın aktardığı son gelişmelerde 46 şirket üzerindeki mal varlığı tedbirlerinin kaldırıldığı ancak soruşturmanın devam ettiği belirtiliyor.
Tasfiyenin altı aya yayılması hızlı ve kontrolsüz satış ihtiyacını azaltıyor. Ancak bu durum satılması gereken hisselerin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Bu nedenle likiditesi düşük hisselerde baskının tamamen bitmesi zaman alabilir.
Günün ajandasıYurt içinde eylül ayı Ekonomik Güven Endeksi ve bankacılık sektörünün ağustos bilançosu takip edilecek. Bankalarda net faiz marjı, takipteki alacaklar, karşılıklar ve sermaye yeterliliği önemli olacak.
Küresel tarafta ABD JOLTS açık iş sayısı ile tüketici güveni öne çıkıyor. Avustralya Merkez Bankasının faiz kararı da küresel sıkılaşmanın ne kadar yaygınlaştığını görmek açısından takip edilecek.
Akşam Micron bilançosu özellikle teknoloji tarafında önemli. Şirketin bellek çipi talebi ve ileriye dönük beklentileri, yapay zeka yatırımlarının yarı iletken sektöründeki büyümeyi ne kadar desteklemeye devam ettiğini gösterecek.
KapanışBu sabah piyasanın denklemi oldukça net. Petrol yükseldikçe enflasyon endişesi, güçlü büyüme sürdükçe faiz baskısı artıyor. Hisse senetleri şimdilik güçlü kar beklentileriyle direniyor ancak tahvil faizlerinin yüzde 5’in üzerinde kalıcılaşması bu dengeyi giderek zorlaştırıyor.
Türkiye tarafında ise küresel faiz ve petrol baskısına fon kaynaklı satışlar ve yükselen CDS ekleniyor. BIST’te kalıcı rahatlama için yalnız endeksin tepki vermesi değil, satışın piyasanın genelinde belirgin biçimde zayıflaması gerekiyor.
Herkese güzel bir gün dilerim.
Comments (0)